Güneş yüzünü göstermedi bu sabah. Etrafı soluk bir aydınlık sarmış durumda. Hangi yöne baksam bir çöküş var ve hiçbir şey eskisi gibi değil.Gönlüm karanlık bir girdap, sanki güneş hiç doğmamış. Canlı denen birşey yok.
Sevdiğimden yoksunum bu sabah. Canımın bir parçası yok…Nerede oldu hakkında bir fikrim de yok. Hayat, savaşta galip gelmiş olmalı onun için. Herşeyi tozpembe gören gözler onda yok.Gönlüm ebedi bir hasretkeş. Yüzümdeki tebessüm artık sürgünde. Dünyamda güneş yolunu şaşırmış durumda.
Sema bugün yeterince çıplak, etrafımdaki seslerde bir çirkinlik… Gözlerim kör ve öfkem patlamak üzere. Yüzler çirkin bu sabah, gönüller kararmış, yalancı sözler sarmış bedenleri…Odamın içerisinde kirli bir sızıntı, tükenmek bilmeyen bir yol, kafamda cevapsız sorular üst üste. Artık gecelerimde var özgürlük, açılmayan kapıların açıldığı vakit siyah…
Gündüzlerimde kilitli tebessümler birikmekte, suçlular dolaşmakta etrafta ve suçlular suçlarından habersiz suçlular…Labirentleşen bir hayatta cesetler birikmekte yollarda, ölü insanlar var gömülmeyi unutulumuş…
Benim limanımda renk yok, renkler ölü burada, renksizliğin rengi hakim burada… Rüzgarın kasvetli müziği kulağımın misafiri olmuş durumda…Birbirimizi seviyoruz dedikten sonra ayrılan eller demi aşk? Sevdayı taşıyan kalpler bunlardamı mevcut. Harika olan bu mu? Yoksa sevdada ki coşku yalan mı?
Gökyüzü eski rengine kavuşsun, kirlenmiş kalpler aklansın, denizde dalgalar biriksin… İstediğim çok mu ?İçimde büyük bir öfke, içimde bir yıldırım ve içimde bir fırtına. Fırtınayı kimse bastıramaz buralara hakim odur….
Denildiği gibi; ‘‘ bizi en özgür kapalı cümleler anlatır.‘‘